İstanbul Havalimanı Engelsiz mi, Eksik mi?
İstanbul Havalimanı son yıllarda erişilebilirlik alanında önemli adımlar atıyor. Görme engelliler için yönlendirmeler, işitme engelliler için görsel bilgilendirme alanları var . Ayrıca otizmli bireyler için sessiz oda gibi farkındalık ve “ İGA Yanımda” uygulamaları gerçekten takdiri hak eden bir vizyon sergiliyor.
İstanbul Havalimanı erişilebilirlik alanında vizyoner adımlar atıyor. Oysa gelen yolcu bölümünde yaşanan aksaklıklar engelli bireylerin bağımsız seyahat hakkını kısıtlıyor. Engelli yolcu hakları çerçevesinde, uçağın kapısından havalimanı çıkışına kadar kesintisiz olması gereken hizmet zinciri, bagaj alım noktasında kopuyor. Peki, kağıt üzerinde “engelsiz” olan bu devasa yapı, uygulamada neden sınıfta kalıyor?
Gidiş Yolunda Kusursuz, Dönüş Yolunda “Operasyonel Yük”
İstanbul Havalimanı, gidiş terminalinde tekerlekli sandalye kullanan yolcuları kapıda karşılayor. Uçağa kadar eşlik ederek erişilebilir ulaşım tanımını başarıyla dolduruyor. Ancak aynı hassasiyet dönüş sürecinde yerini bir belirsizliğe bırakıyor. Gelen yolcu bölümünde engelli yolcu uçaktan indiriliyor. Ancak sonra terminal girişinde adeta bir “operasyonel yük” gibi bırakılıyor. 30 ile 60 dakikayı bulan bekleme süreleri, asistanlık hizmetinin verimliliğini sorgulatıyor.
Engelli Yolcuya “Ücretli Porter” Dayatması: Eşitlik İlkesi Nerede?
Hizmetin en kritik noktası ise bagaj alım aşamasında yaşanıyor. Tekerlekli sandalye asistanlık hizmeti veren personelin “bagaj taşımak benim görevim değil” diyerek yolcuyu ücretli porter hizmetine yönlendirmesi, engelli bireye ek bir mali yük yüklemektir.


- Bağımsız Seyahat Hakkı: Fiziksel engeli nedeniyle bagajını taşıyamayan bir birey. Ve ücretli hizmet dayatmak, eşit erişim ilkesine aykırıdır.
- Personel Üslubu: Personelin “Bagajı taşırsam size nasıl yardım edeceğim?” gibi sorgulayıcı yaklaşımları var. Sunulan hizmetin bir hak değil, “lütuf” gibi görülmesine neden oluyor. Ayrıca bu yaklaşım aslında sistemin kendi içindeki büyük bir tutarsızlığı ele veriyor. Oysa bu sorunun cevabı, aynı havalimanının gidiş terminalinde her gün başarıyla uygulanıyor. Gidiş sürecinde asistanlık personeli; engelli yolcuyu, valizlerini ve tekerlekli sandalyesini aynı anda, koordineli bir şekilde uçağa kadar ulaştırabiliyorsa, dönüş yolunda bunun ‘imkansız’ veya ‘ekstra ücretli’ olarak sunulması mantık dışıdır.
Hizmetin teknik olarak nasıl verilebileceği zaten gidiş rotasında kanıtlanmışken, dönüş rotasında bagajın bir engel teşkil ettiğini iddia etmek; hizmetin kapasite yetersizliğinden değil, operasyonel bir niyet eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Gidişte ‘görev’ olan bütüncül asistanlık, dönüşte neden ‘ücretli bir lükse” dönüşmektedir?”
İstanbul Havalimanı ve AirClinic Personel Eğitimi ve Güvenlik Riskleri
Sadece bagaj sorunu değil, fiziksel güvenlik de büyük bir risk altında. AirClinic personeli tarafından gerçekleştirilen transfer işlemleri (koltuktan sandalyeye geçiş), yeterli teknik eğitim verilmediği takdirde düşme ve yaralanma senaryolarına davetiye çıkarıyor. Engelli yolcuların can güvenliği, personelin profesyonel eğitimi ve bilinç düzeyiyle doğrudan ilişkilidir.
“Engelsiz” Havalimanında Tasarım Engeli: Buggy Araçları Neden Erişilebilir Değil?
İstanbul Havalimanı’nın modern mimarisi içinde yolcu transferini kolaylaştıran Buggy araçları, maalesef tekerlekli sandalye kullanıcılarını sürecin dışında bırakıyor. Mevcut araçların yüksek yapısı, yolcunun tekerlekli sandalyesinin araca sığmaması, ve sandalye sabitleme mekanizmalarının bulunmaması, fiziksel engeli olan yolcular için bu hizmeti “kullanılamaz” hale getiriyor. Ayrıca bireyi sandalyesinden ayırarak bağımsız hareket özgürlüğünü kısıtlıyor.
Oysa Heatrow Airport gibi dünyadaki pek çok modern havalimanında, arka ya da yan kısmı rampa sistemine sahip ve tekerlekli sandalyenin doğrudan içine girebildiği “erişilebilir Buggy” modelleri kullanılmaktadır. Hatta bunun en güzel örneğini de Antalya Doğal Yaşam Parkında görebilirsiniz.
Erişilebilirlik Bir Tabela Değil, Bir Onur Mücadelesidir
Bir havalimanına modern teknoloji koymak veya duvarlara “engelsiz” tabelaları asmak tek başına yeterli değildir. Gerçek erişilebilirlik; uçağın kapısında başlayan hizmetin, yolcu havalimanından ayrılana kadar kimseye maddi veya manevi minnet duymadan, haysiyetiyle tamamlanmasıdır.
Unutulmamalıdır ki; erişilebilirlik bir zincirdir. Gidişteki hassasiyeti dönüş yolunda, bagaj alım noktasında koparıyorsanız; sunduğunuz hizmet engelsiz değil, eksiktir.


