skip to Main Content
Menü

Öğretmenler Günü ve Gerçek Eğitim Emeği

Öğretmenler Günü: Sadece Takvimde Bir Gün Değil

Öğretmenler Günü, sadece bir takvim hatırlatması değildir. Toplumun tüm renklerini, tüm kırılganlıklarını ve tüm umutlarını taşıyan insanların saygıyla anıldığı çok özel bir gündür. Öğretmenler Günü, çoğu kez çiçeklerin verildiği, öğrencilerin heyecanla şiir okuduğu bir kutlama günü gibi görünür.

Görünmeyen Kahramanlar: Engelli Öğretmenler

“Sınıfta tekerlekli sandalye kullanan bir öğretmen, öğrencileriyle etkileşim hâlinde ders anlatırken gülümseyerek konuşuyor.”

Ancak bu özel gün, çoğu zaman konuşulmayan ama eğitim hayatımızın sessiz taşıyıcıları olan iki önemli grubu da görünür kılmayı gerektirir:

Engelli öğretmenlerin verdikleri mücadele ve özel gereksinimli öğrencilerle çalışan öğretmenlerin topluma kattığı derin değer.

Engelli öğretmenler çoğu zaman kimsenin bilmediği bir çabanın içinden gelirler. Mesleklerini her gün bir kez daha ispatlamak zorunda bırakılan, fakat karşılarına çıkan engelleri bilgiyle, sabırla ve inatla aşan gerçek kahramanlardır.

Erişilebilirlik Eksiklikleri ve Sistemsel Sorunlar

Birçok kurumda fiziksel erişilebilirlik hâlâ sağlanmamıştır. Rampalar eksik, asansör yetersiz, sınıflar ise uygun değildir. Çoğu kurumda engelli öğretmenlere tanınması gereken düzenlemeler, iş yükü kolaylıkları, teknolojik destekler ve uyarlanmış görevler ya hiç yoktur ya da formalite olarak uygulanır.
Onlar, tekerlekli sandalyesiyle okula ulaşmak için kaldırımı aşmaya çalışıp sınıfa giren, işitme cihazıyla öğrencilerinin sesini duymaya çalışan  ve ders anlatan ya da görme engeline rağmen öğrencileriyle gönül bağı kuran öğretmenler…

Öğretmenliğin Kalbi: İçtenlik ve Yüreğin Dili

Onlar, sadece bilgi değil, yaşam mücadelesinin en onurlu hâlini öğretirler. Bir öğrenciye gerçekten ulaşmanın yolu sadece fiziksel yeterlilik  değildir. İçtenlik  ve gönülden gelen öğretme isteği ön plandadır. Dolayısıyla engelli öğretmenler, hem öğretmenlik hem de hayatta kalma mücadelesi vermektedir. Oysa onların da en temel hakkı, mesleklerini onurlu ve eşit koşullarda sürdürebilmektir.

Özel Gereksinimli Öğrencilerle Çalışan Öğretmenlerin Derin Emekleri

Özel gereksinimli öğrencilerle çalışan öğretmenler ise ayrı birer kahramandır. Her öğrencinin ritmi, duygusu ve öğrenme biçimi farklıdır. Bir çocuk için bir kelime öğretmek kolay görünse de, bazı öğrenciler için o kelimeye ulaşmak bir mucizedir. Bir öğretmen o mucizeye şahit olduğunda sadece eğitim vermiş olmaz. İnsanın içindeki umudu yeniden yeşertir. Onlar birer eğitimci olmanın ötesinde sabrın, farkındalığın ve vicdanın  somut karşılığıdır. Bir çocuğun ilk kelimesini duymak, ilk adımına tanık olmak, ilk kez “yapabilirim” dediğini işitmek… Bu, her öğretmenin yaşayabileceği bir mutluluktur; fakat özel gereksinimli çocuklarla çalışan öğretmenler için bu anlar çok daha derin bir anlam taşır. Çünkü onlar, yalnızca ders anlatmaz. Duyguyu, özgüveni ve cesareti inşa ederler. Bu öğretmenler sabırla, anlayışla ve sevgiyle ilerlerler. Bir çocuğun göz teması kurması, bir harfi söylemesi, bir adımı atması kimi zaman ders başarısından çok daha büyük bir anlam taşır. Özel eğitim öğretmenlerin engelli çocuklara yaklaşımı çok hassas olmalıdır.

Gerçekçi Olmak Gerekir: Her Öğretmen Aynı Duyarlılıkta mı?

Elbette büyük bir kesim özveriyle çalışmaktadır. Ancak gerçekçi olalım, herkes aynı duyarlılıkta değildir. Bazı öğretmenler, özel eğitim alanında bile, engelli öğrencilerin ihtiyaçlarını anlamaktan uzak kalabiliyor. Sabırsızlık, ilgisizlik, hatta bazen istemeden de olsa ayrımcı davranışlar görülebiliyor.
Bu durum, hem çocuğun gelişimini sekteye uğratıyor. Hem de ailelerin güvenini zedeliyor.
Bir çocuğun eğitim yolculuğunda en büyük kayıp, öğretmenin ona “sen yapamazsın” hissini vermesidir.

Eğitimde Farklılıkları Kucaklamak

Her öğretmen, sınıfındaki çeşitliliği kucakladığı ölçüde gerçek bir eğitimcidir. Bir sınıfta kaynaştırma öğrencisi varsa, o sınıf toplumun minyatür hâlidir. Öğretmen, sadece akademik değil, insani bir dönüşümü de yönetir. Farklılıkları anlamak, empatiyi geliştirmek ve ayrımcılığı yok etmek işte burada başlar.

Özel Eğitimde Sistemsel Destek Eksikliği

Engelli öğrenciler için sadece bilgi değil, sabır, uyum, farkındalık ve duygusal destek gerekir. Bir öğrencinin özel gereksinimi varsa, öğretmenin görev tanımı genişler: Rehber olur, destek olur, motivasyon kaynağı olur.
Ama bunun için sistemsel destek şarttır. Sınıflar kalabalık, öğretmenler yorgun, kaynaklar yetersizken mucize beklemek haksızlıktır.
Öğretmenlerin bu konuda  daha iyi eğitim alması gerekir. Duygusal farkındalık, özel eğitim alanında gerçek uygulama deneyimi şarttır.

Öğretmenler Günü: Bir Kutlamadan Fazlası – Bir Reform Çağrısı

Bu nedenle, Öğretmenler Günü yalnızca kutlama değil; reform çağrısıdır.
Engelli öğretmenlerin eşit ve erişilebilir çalışma koşullarına kavuşması,
engelli öğrencilerin doğru eğitimciyle buluşması,
tüm öğretmenlerin özel gereksinimli çocuklara yönelik gerçek bir farkındalık ve duyarlılıkla donatılması artık ertelenemez bir zorunluluktur.

Eğitim İnsanla Değer Kazanır

Engelleri aşmanın yolu, insanı anlamaktan geçer.
Öğretmenlerimiz bu anlayışın en önemli taşıyıcılarıdır.

Bu Öğretmenler Günü’nde şunu unutmamak gerekir:
Bir toplumun insanlık seviyesi, en kırılgan bireylerine gösterdiği özenle ölçülür.
Engelli öğretmenler, özel gereksinimli öğrencilere dokunan eğitimciler ve tüm eğitim gönüllüleri, bu insanlık sınavının en onurlu tarafında duruyor. Onlara duyduğumuz saygı ve minnettarlık yalnızca bir güne değil, her güne yayılmalıdır.

Bu Öğretmenler Günü’nde sadece tüm öğretmenleri değil, “engelleri değil insanı gören” tüm eğitim gönüllülerini yürekten kutluyorum. Eğitim; bilgiyle değil, insanlıkla değer kazanıyor.


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back To Top
Ara